Google+

13 Temmuz 2014 Pazar

ZE:A'nın Türk Hayranlarına Mesajı


Açıklama yazamayacak kadar yorgun hissediyorum. Sadece blogda paylaşmak istedim. ZE:A üyeleri gönderdiğim mesajı okudular. Bir kaç üye kebap ve maraş dondurmasını biliyormuş. Çok sevindim ve şaşırdım. Öyle işte ^^

11 Mart 2014 Salı

Yağmurlu Günlerde...


Hava durumu ruh halinizi etkiliyor mu? Benimkini etkiliyor açıkçası. Yağmur sesini rahatlatıcı bulsam da yağmurlu günlerde olan karanlık hava içimi karartıyor. Seattle gibi bir şehirde yaşasam halim vahimdi yani (çünkü şu an halim çok iç açıcı da :P). Neyse bu yazıyı yazmamın asıl sebebime gelelim :) Yağmurlu günlerde dinlemekten hoşlandığım 3 şarkıdan bahsetmek istiyorum. Başlayalım öyleyse~

Evet, ilk parçamız Epik High feat. Younha Umbrella (우산). Yağmurlu havalarda şemsiyesi olmayan ya da şemsiyesi olmasına rağmen sırılsıklam olmayı başarabilen kişilere (bkz. kendisi) gelsin.


Sırada ise Beast grubunun On Rainy Days (비가 오는 날엔) parçası var. Klibi olmasa da canlı (?) performans videosu fazlasıyla yeterli ^^



Şarkıyı bir de Ailee'den dinlemek isterseniz *şurada* mevcut.

Kısa listemdeki son parça ise Yiruma'dan Kiss The Rain.



Müzik enstrümanlarına karşı hiçbir ilgim olmamasına rağmen Ölmeden Önce Yapmak İstediklerim listesine "Piyano çalmayı öğren!" maddesini Yiruma sayesinde ekledim. En azından River Flows in You'yu öğrenmem şart!

Son olarak yağmur sesinden hoşlanıyorsanız tavsiye edebileceğim bir site: Rainy Mood.

Sizin tavsiye edebileceğiniz yağmurlu günlerde dinlemesi hoş gelen parçalar var mı? Görüşlere açığım :)

1 Mart 2014 Cumartesi

SPICA Grubu Türkçe Konuşurken...

No, we definitely love you guys!
Tamam belki tam olarak "konuşmak" sayılmaz ama Türkçe olarak "Merhaba" ve "Sizi seviyoruz" dediklerini duyabilirsiniz. Katıldıkları programa mesaj göndermiştim ve mesajımda eğer Türkçe bir şeyler söylerlerse buradaki hayranların çok mutlu olacağını belirtip nasıl söyleneceğini yazmıştım. Bohyung mesajımı okuyor sonra da Türkçe kelimeleri söylüyorlar. Çok tatlılar ya! ^^ Videosu aşağıda~

BTS / Bangtan Türk Hayranlara Mesaj

Dualarım kabul oldu! Tamam abartmayalım o kadar da değil ama ^^
(Photo Credit: Cosmic Bloom)
Blog tamamen K-Pop odaklı olmasın diye dengelemek adına biraz dizi ve filmlerden bahsetmek istiyorum ama izlemeyince bahsedemiyorum. Böylelikle K-Pop yazıları da aksıyor. Belki bu kararımdan vazgeçerim. Sonuçta insan anlatmak istediği şeylerden zamanında bahsetmeyince hevesi kaçıyor. Bu sefer hevesim kaçmadan bu yazıyı yayınlamak istedim. BTS grubunun katıldığı bir canlı yayın programına mesaj göndermiştim ve seçilip okundu. Videoya Türkçe altyazı ekleyerek Youtube kanalıma ekledim. Mesajda okuduklarını duyabilmek için özellikle kendi adımı ve kız kardeşimin adını yazmıştım ama o kısım es geçildi. Kısmet! Mesajımın ciciler cicisi V tarafından okunması ayrı bir mutluluk ^^ Neyse fazla uzatmadan işte o mutlu anların yaşandığı video:

1 Şubat 2014 Cumartesi

Heirs: Nihayet Sonunu Getirebildiğim Bir Kore Dizisi


Heirs... Evet bu diziyi tek bir cümleyle özetlemek gerekirse "Love is the moment~~". Daha bilgilendirici bir özet geçmek gerekirse de, iki ana karakter hariç herkes arasındaki ilişkinin daha ilgi çekici olduğu dizi. Kore dizilerini takip ediyorsanız biliyorsunuzdur, Heirs başlamadan aylar öncesinden dizinin reklamı yapılmaya başlandı. Kadroya katılması olası türlü türlü isimler konuşuldu. Ben izlemeyi hiç düşünmüyordum. Yonghwa'nın adı geçtiğinde "Senin için bir tane dandik diziye katlandım ikincisini yok ben almayayım canım" dedim (bkz. sonra Mirae's Choice'ı izleyerek bu lafımı da bir güzel yedim). Ama kadroya Yonghwa değil de Minhyuk şekerciği katıldığında işler değişti, izlemek istedim.

[Kısa bir not: Dandikten kastım, konusu bir türlü ilerlemeyen ya da klişe bulduğum unsurları fazlaca olan kısacası bana hitap etmeyen diziler. Yoksa zevk meselesi tabii, beğenenleri aşağılamak gibi bir amacım yok.]

Eğer taşınmasaydık ve babamın ayağı kırıldığı için internetin bağlanması uzun sürmeseydi, herhalde bu dizi de benim için indirilmiş ve izlenmeyi bekleyen onca dizi arasında yerini alırdı. Ve her ne kadar internetimiz bağlanana kadar dizide epey ilerlemiş olsam da, son iki bölümü yayınlanmasından yaklaşık iki ay sonra bu hafta ancak izleyebildim. O kadar sürükleyiciydi yani :D Neyse, bu yazının amacı izleme sürecimi anlatmak değil sonuçta. Biraz da diziden bahsetsem iyi olacak sanki :)


[Kendi aldığım ekran görüntüsü olmayan görseller Drama Beans ve Soompi forumlarından alınmıştır.]
Açık konuşmak gerekirse dizi beklentilerimin oldukça üstündeydi (çünkü beklentim oldukça düşüktü). Klişe üstüne klişe beklerken hiç beklemediğim eğlenceli ve farklı karakterler sayesinde klişeleri göz ardı edebildim, çok takılmadım. İki ana karakter yani Cha Eun Sang (Park Shin Hye) ve Kim Tan (Lee Min Ho) arasındaki ilişki bence oldukça sıkıcı, diğer karakterler arasındaki ilişkiler ise onlara oranla bir hayli ilgi çekiciydi. Hadi öyleyse spoiler/ön bilgi vermeden diziyi izlenilebilir hale getiren şeylerden bahsedeyim :)

Lee Bo Na (Krystal) & Yoon Chan Young (Minhyuk şekerciği)
Diziyi izleyip de bu cici çifti sevmeyen olmuş mudur bilmiyorum
ama ben çok sevdim ^^
Idol dünyasından gelmiş olsalar da oyunculukları hiç göze batmıyordu.

Kim Tan (Lee Min Ho) & Kim Won (Choi Jin Hyuk)
Göz yanılması mıydı bilmiyorum ama bazen gerçek ağabey-kardeş kadar 
benzediklerini düşündüm.

Kim Tan (Lee Min Ho) & Choi Young Do (Kim Woo Bin)
Önce neden araları açılmış diye sonra da barışıp tekrar kanka olacaklar mı diye merak ettim.
Aralarındaki gerginliği izlemek güzeldi :)

Hyo Shin sunbae (Kang Ha Neul) & Öğretmen Hyun Joo (Lim Ju Eun)

Öğretmen Hyun Joo (Lim Ju Eun) & Kim Won (Choi Jin Hyuk)
Hyun Joo'nun ilişkileri hakkında yorum yapmayacağım.
Yüzü güzel olan değil bahtı güzel olan mutlu oluyor işte hayatta...

Tan'ın annesi (Kim Sung Ryoung) & Eun Sang'ın annesi (Kim Mi Kyung)
Amma komikti bu iki annenin sahneleri :D

Myung Soo (Hyungsik) ise başlı başına izlemesi keyif verici bir karakterdi. Bo Na ile Myung Soo sevimlilik ve aptallık arasındaki ince çizgide yer alarak diziyi benim için çekilir kıldılar.


Peki neleri sevmedim? Zengin çocuk fakir kız klişelerine katlandım, görmemeye çalıştım ama katlanamadığım şey çok güçlü, kendi ayakları üzerinde durabilen, aklı başında bir kız olarak yansıtılan Eun Sang karakterinin Tan'ın her sözüne itiraz etmeden uymasıydı. Ne zaman bir olay olsa Tan, "Eun Sang sen git ben hallederim" moduna geçiyordu ve Eun Sang da tıpış tıpış gidiyordu. Kızım kendi hakkını kendin savunsana. Sessizce ortamı terk etmek ya da zaman zaman kolundan tutup sürüklenerek gitmek Eun Sang karakterine ters düşüyordu. Bence tutarsız yazılmış bir karakterdi, sürekli kendisiyle çelişiyordu. Tan efendi ise "Çok aşığım o yüzden böyle maçoyum ve takıntılıyım. Azıcık da duygusalim hani" modundaydı. Afferim size yavrum, ne sağlıklı bir ilişki öyle sizinki.

Bir de dizide gördükçe sinir olduğum karakterler vardı. Bunları da sıralayacak olursak:

Young Do'nun babası (Choi Jin Ho)

Tan & Won'un babası (Jeong Dong Hwan)

Hyo Shin'in annesi (Seo Yi Sook)

"Ben senden daha tecrübeli olduğuma göre senin için en iyisini ben bilirim" düşüncesinde olan insanlara (ki genellikle bunlar insanın anne babası oluyor) sinir olmamak mümkün değil.

Sonuç olarak beni gıcık eden anları olsa da kendini izlettiren bir diziydi. Kore dizilerine yeni başlayanların severek izleyeceğini düşünüyorum. Ama yıllardır Kore dizisi izleyip de artık belli K-drama kalıplarının dışında izleyecek bir şey arayanlara göre değil.

Yazıyı başladığım gibi bitirmek gerekirse :D

Kaynak: dramatroll.tumblr.com

Peki ya siz ne düşünüyorsunuz? Diziyi beğenerek mi izlediniz? Hoşunuza giden ve gitmeyen kısımları nelerdi?

10 Ocak 2014 Cuma

Şok oldum! Yokluğumda çakmam mı çıkmış? :O


Şu an o kadar şaşkınım ki ne desem bilemiyorum. Bloğun kenarına "Cici Köşesi"ni eklemekle uğraştım biraz. Sonrasında kahvemi alıp keyifle dizi izleyeyim diye düşünüyordum. Mutfaktan odama dönerken kız kardeşimin yanına uğrayıp hevesle "Bloğuma bir baksana" dedim. O da Google'da kendisiinsan diye arattı (neden 2 "i" kullandıysa artık, gerçi iyi ki kullanmış ama) ve çıkan sonuçlarda başka bir kendisi'ne rastladık! Odama gelip kendi bilgisayarımdan diğer kendisi'nin bloğunu inceledim çünkü "Olabilir, aynı isim bir başkasının aklına da gelmiştir" diye düşünüyordum. Hemen suizanda bulunmak istemedim. Yazılarını baştan sona okumadım, bir göz attım. Gel gör ki o blogda da Güney Kore müziği, dizileri ve filmleriyle ilgili yazılar var :/ Biraz inceleyince diğer kendisi'nin Jang Keun Suk hayranı olduğunu gördüm (beni en başından takip edenler bilir, JKS ilk göz ağrımdı ve ilk blog açtığım zamanlar onunla ilgili çok şey yazmıştım). Bu kişinin bir de Korece öğrenmeye başladığıyla ilgili bir yazısı var. Bütün bunları fark edince "Lan ne oluyoruz??? Yoksa şizofren miyim???" dedim. O kadar şaşkınım ki hala! Bahsettiğim kişi bloğunda Ta'Kendisi adını kullanmış :/ Nasıl yani??? kendisi'nin ta kendisi varsa o da benim lan! Daha yeni geri dönüş yazımda bununla ilgili bir espri yapmadım mı ben? Sinirlenmek istemiyorum, kötü düşünmek istemiyorum ama bu kadar da olmaz ki! Eğer benden esinlenmediyse bile (ki buradaki "esinlenme" kelimesi hafif kaçıyor) en azından blog açarken kullanmak istediği ismi araştırmış olması gerekmez mi? Ben bloğumu 2010 Eylül'de açtım o ise 2012 Ağustos'ta açmış. Nasıl böyle bir şey olabilir aklım almıyor. Gerçi yazılarına bakanlar ben olmadığımı anlayabilirler, üslup olarak çok farklı. Bir de hakkını yememem gereken bir şey varsa o da bloğunun daha çok fotoğrafçılık üzerine yoğunlaşmış olması. Bu kişi bana benzemeye çalışmamış, kendinden bir şeyler paylaşmış. Ama neden başlangıçta kendisine has bir isimle yola çıkmamış? Off...

Bu diğer kendisi'yle iletişime geçsem mi, elime ne geçecek bilemiyorum :/ Bloğun header/üst bilgi kısmına "Taklitlerimden sakınınız!" diye bir yazı mı eklesem. Şaka gibi.

Siz ne düşünüyorsunuz? Bahsettiğim bloğa daha önce rastladınız mı? Bana ait olduğunu düşünen oldu mu? Bu arada kahvem biteli çok oldu ama hiç de keyifle içemedim maalesef ㅠㅠ

7 Ocak 2014 Salı

Harika Bir İspanyol Filmi: Hücre 211


Hücre 211 ya da orijinal adıyla Celda 211, izleyeli bir kaç ay olmasına rağmen etkisinden kurtulamadığım 2009 yılı yapımı bir İspanyol filmi. Hatırladıkça içimden tekrar "Harikaydı ya!" diye geçiriyorum. Konusundan bir bahsedeyim, eminim sizler de eğer izlemediyseniz merak edip izleyeceksiniz :)
Bir hapishanede gardiyan olarak işe başlayacak olan Juan isimli ana karakterimiz, ortamı tanımak için işe bir gün erkenden gelir. Diğer gardiyanlar ona hapishaneyi gezdirirlerken Juan bir kaza sonucu bayılır ve müdahale etmek için onu boş olan 211 numaralı hücreye kaldırırlar. Bu sırada hapishanede ayaklanma çıkar ve gardiyanlar onu orada bırakarak telaşla çıkarlar. Juan'ın hayatta kalabilmek için tek şansı diğer mahkumlara onlardan biri olduğunu kanıtlamaktır.


Merak ettiniz değil mi? Bir de bu Juan isimli vatandaşın Elena adında kör kütük aşık olduğu hamile bir eşi var. Zavallım kocasının işte sorunsuz bir gün geçirdiğini sanıyor. Acaba Elena neler olup bittiğini öğrenebilecek mi? Onun başına neler gelecek? Juan oyunculuk kabiliyetiyle hapisteki mahkumlara kendisinin de bir suçlu olduğunu yutturabilecek mi? İçeride olmak bakış açısında ne gibi değişikliklere sebep olacak? İzleyip görün diyorum :)


Bir de küçük bir uyarı yapmak istiyorum. Film oldukça bol küfürlü ve ailecek izlemeniz durumunda rahatsızlık hissedebileceğiniz bir kaç kısa sahne var. Aklınızda olsun :)

İzleyip izlememekte kararsızsanız sizi daha da meraklandıracak iki soruyla bırakıyorum.

1) Bu amcanın gözü mü ağrıyor?

2) Bu insanlar neden böyle "Hönk?!" oldu?

İzlerseniz ya da zaten daha önce izlediğiniz bir filmse sizin görüşleriniz neler merak ediyorum. IMDb'ye ve Türkçe altyazı sitelerine baktığımda puanını çok düşük buldum. Demek ki insanların beğenmedikleri bir yönü olmuş. Siz filmde neleri eksik gördünüz? Hapishane filmlerini seviyor musunuz yoksa size hitap etmeyen bir tür mü? Tavsiye edebileceğiniz benzer filmler var mı?

(NOT: Yorumlarda filmi izleyen kişilerin görüşleri de olabileceğinden spoiler riskini göz önünde bulundurarak okuyunuz.)
Bunlar da ilginizi çekebilir: