Google+

25 Şubat 2011 Cuma

Bir Düğünün Olmazsa Olmazları :)

(Üstüne tıklayarak büyük halini görebilirsiniz)

Yukarıdaki SM Entertainment müdürünün düğün fotoğrafını ilk nete düştüğü gün görmüştüm ama fazla incelememiştim. Super Junior üyelerinin tuhaf hareketlerini fark etmek için incelemeye lüzum yoktu zaten :) SNSD üyeleri ise her zamanki "cici kız" pozlarını veriyorlardı. SHINee'nin Minho'su ve Taemin'i yine sevimliydiler. TVXQ'nun dağılmasından sonra geriye kalan iki üyesi Yunho ve Changmin de gayet normal duruyordu. Bakıp geçtim yani kısacası. Lakin dün Super Junior araştırmalarıma son sürat devam ederken tekrar karşıma çıktı ve bu sefer gülmekten bir haller oldum :D Super Junior üyelerini tek tek ayırıp altına yorum eklemişler. Türkçeleştirip bloğuma ekleyeyim de beraber gülelim dedim :)

*Düzeltme: Dinozor "o" ile yazılıyormuş, rezillik diz boyu  :/

Bu da orijinal hali:
Kaynak: boks @tumblr

En çok da Uçmuş Nedime Zhou Mi'ye güldüm :D Bilmeyenler için ekleyeyim, takma adıyla Mimi Super Junior M üyesi bir Çinli. İkinci favorim ise meşhur psikopat bakışıyla Kyuhyun oldu :D Kendisi ilk defa bir fotoğrafta o pozu vermiyor. Buyurun elimdeki "Alemsin Kyu" adı altında toplu Kyuhyun fotoğrafları:





Gider ayak bir de dünden beri kesintisiz dinlediğim Super Junior şarkısını paylaşayım ^^ Parçanın adı 진심 (All My Heart). Klibi yok ama aşağıdaki videoda kimin hangi kısmı söylediğini görebilirsiniz:


~~Oci novana nannana nannana nanna :)

Ek Bilgi: All My Heart Super Junior lideri Leeteuk (Normal İnsan) ve SuJu M üyesi Henry (İfade Canavarı) tarafından bestelenmiş :)


Yeni bir yazıda buluşmak üzere, hoşça kalın ^^

23 Şubat 2011 Çarşamba

Koşan Adam Siwon ^^

Hareket halinde enstantane alınca ancak bu kadar oluyor ^^

Bu yazının ömrü taslaklarda geçecek sanmıştım ama nihayet tamamlandı ve mahpushane hayatından kurtuldu :P Uçan adam Sabri’den sonra şimdi de karşınızda koşan adam Siwon var :) Evet, izlediğim diziler, dinlediğim Koreli şarkıcılar ve takip ettiğim Kore magazin haberleri yetmiyormuş gibi bir de Kore’de yayınlanan eğlence programlarını izlemeye başladım. Biri beni durdursun canım !

Bahsedeceğim yarışma programının adı Running Man. İzleme nedenim: tabii ki Siwon :) Running Man programının 19 Aralık’ta yayınlanan Noel özel bölümüne (22. bölüm yani) Athena dizisinin ekibinden Choi Siwon (Bilmeyenler için belirteyim “Çe Şivon” diye okunuyor) ve Kuzey Koreli eski ajan rolündeki Kim Min Jong katılmışlar. Çok da iyi yapmışlar, izlerken acayip eğlendim. Siwon’un el-kol ve kaş-göz hareketleri beni gülmekten öldürdü :D

"Abi, bu sıradan bir oyuncak değil. O bir Star!" derken :D
(Star Wars oyuncağından bahsediyor)

Azıcık yarışmadan bahsedeyim. Bir ara benzeri Türkiye’de de yayınlanmıştı ama adını hatırlayamadım bir türlü. Türkiye’deki şu şekildeydi yanlış hatırlamıyorsam; yarışma yeri bir mağaza ve size diyorlar ki “Şu süre zarfında şu kadarlık mal alacaksın, eğer aldıklarının toplamı istediğimiz miktara yakın olursa sepetindeki şeyler senin olacak”. Bunun gibi bir şeydi diye aklımda kalmış. Neyse orası önemli değil, sadece kafanızda bir şeyler oluşsun diye anlattım. Kore’de yayınlanan versiyonu kat kat daha eğlenceli. Programın tam formatını bilmiyorum ama size izlediğim 22. bölümdeki yarışmaları anlatabilirim. Yarışmalar devasa bir oyuncak mağazasında geçiyor. Yarışmalardan bahsetmeden önce merak edip de izlemek isteyenler için 3 seçenek sunuyorum:

1. si:İlgimi pek çekmedi ama Siwon’un neler yaptığını merak ediyorum” diyenler için Siwon’un en komik anlarını gösteren ~2 buçuk dakikalık youtube videosu:


2. si:Siwon’un hareketlerini daha çok görmek istiyorum” diyenler için Siwon’un olduğu bazı kısımların kesilmiş olduğu altyazısı olmayan ~15 dakikalık youtube videosu:


3. sü:Ben programın tamamını İngilizce altyazıyla izlemek istiyorum” diyenler için istedikleri kalitede videolarını indirebilecekleri isubs-squad.com sitesi. Üye olduktan sonra indirmek için download bölümünden Running Man’in 22. bölümüne tıklamanız gerekiyor.


* Tüm bölümün (görüntü kalitesi düşük) İngilizce altyazılı videoları youtube'a da eklenmiş ama isubs-squad  sitesi bundan memnun olmadığı için yakında silinebilir. Yine de yetişenler için ekleyeyim:


~Siwon oyuncağı çok sevdiğini dile getirirken~

Ben izlerken inanılmaz güzel vakit geçirdim. Hatta vakit bulabilirsem Running Man’in diğer bölümlerini de izlemeyi düşünüyorum. Yani programı beğenmemin tek sebebi Siwon değildi, adamlar eğlenmeyi biliyor :D Siwon’a programdaki hareketlerinden dolayı “Amerikan tarzı prens” lakabını takmışlar. Bu çocuk cidden bir değişik ya :D Korelilerde görmeye alışık olmadığımız tepkileri var. Her halükarda çok sevimli <3 Sanki hayatında ilk defa oyuncak görmüş gibi seviniyor. Siwon kuzum, küçükken sana hiç oyuncak almadılar mı? Kıyamam :(

Astrea’ya da söylediğim gibi bu eğlence programlarının en komik kısımlarından biri, o anki durumla  ilgili ekranda çıkan yazılar :D Eklediğim enstantanelerde -programı izlemeden anlamsız gelecekler hariç- ekranda yazan yazıları çevirdim. Bir de bu programlar o kadar eğlenceliler ki insanın bitirir bitirmez tekrar izleyesi geliyor. Strong Heart isimli programın da Super Junior üyelerinin katıldığı kesitlerini izledim. O da aynı şekilde çok komikti. Üyelerin birbirleri hakkında rezil edici anılarını anlatmaları ve taklitlerini yapmaları inanılmaz eğlenceli :D Ne yapsam yahu, dizi izlemeyi bırakıp komple eğlence programlarına mı yönelsem? :)

~Running Man ekibi~

Zavallı çocuğu (Song Joong Ki) rahat bırakmadılar ki uyusun :)

Bu arada Running Man yarışma programının sunucularından hiç bahsetmedim. İçlerinden birisi pek çoğunuzun Sungkyunkwan Scandal’dan Yeorim (Gu Yong Ha) olarak tanıdığı güzel yüzlü tatlı şey Song Joong Ki. Diğerleri de Kore’nin meşhur sunucularından ama isim olarak bilmiyorum, henüz yarışmalar alanında yeniyim :) Hepsinin bir lakabı var ve yer yer birbirleriyle dalga geçiyorlar. Komik tavırlarıyla çok güldürdüler beni.


Şimdi 22. bölümün içeriğinden bahsedeyim. İlk bölümde yarışmacılar (sunucular da dâhil olmak üzere) 3 gruba ayrıldı. 1. turda verilen görev Noel’de çocukların en çok istediği 5 oyuncağı bulmaktı. Mağazada 20 oyuncakta Running Man işareti vardı ve seçtikleri oyuncaklar bunlardan olmalıydı. Süre tamamlandığında en çok istenen 5 oyuncak açıklandı ve hangi grup daha çok toplamışsa o turun 1.si oldu.

Grubun diğer üyesi pahalı olduğu için oyuncağı almak istemedi ama Siwon almakta diretti :)

Oyuncakların arasında çok heyecanlanan bir adet Siwon :P

2. turda ise 70li yıllarda Noel’de çocukların en çok istediği 3 oyuncağın bulunması istendi. Siwon’un grubundaki diğer 3 adam 70li yıllarda çocuk oldukları için bu konuda şanslılardı. Gerçi hoş, oyuncaklar konusunda en çok bilgili olan Siwon’du. Yoksa yoksa ??? Siwon’un gerçekten bir çocuğu mu var ? :D Evet her ne kadar etkileyici bir yanı olmasa da hala Oh! My Lady dizisinin etkisindeyim sanırım :)

Beyaz takım fighting!

3. turda verilen görev 50.000 won değerinde oyuncak toplamaktı. 50.000 won’a en yakın toplamı elde eden grup 1. oldu. Bu 3 tur sonunda en çok 1. olan grubun üyeleri Running Man golf topu ile ödüllendirildiler.

Kaşlarına kurban ^^
O bakışını yirim ^^

Siwon'un yüz ifadesi paha biçilemez !
(Eklediğim tüm görüntülerin
daha büyük hallerini görmek için
üstlerine tıklayabilirsiniz)

Programın 2. bölümü ise bir acayipti. Kim Min Jong’a çaktırmadan diğer yarışmacılar üzerlerindeki “kırmızı torbalı Noel Baba” tişörtünü “yeşil torbalı Noel Baba” tişörtü ile değiştirmek için uğraştılar. Kim Min Jong’a ise “Senin eski film ve dizilerinden sahneler canlandıracağız, sen de bize puan vereceksin” dediler. Adam ciddi ciddi oturmuş onların performanslarını izlerken onlarsa bir yandan acayip komik oyunculuklar sergileyerek diğer yandan üstlerini değiştirmeye çalıştılar. Acaba Kim Min Jong olup biteni fark etti mi? Bilmem :D Merak eden izleyip görsün :)


Son bölüm olan programın 3. bölümünde ise yarışmacılar Görev Takımı ve Kovalama Takımı olarak 2 gruba ayrıldılar. Bir grup çocuk kılığına, diğer grup Noel Baba kılığına girdi. Çocukların görevi yakalanmadan mağazadaki Noel ağacı süslerini bulmaktı. Noel Babaların yani Kovalama Takımı'nın görevi ise uyku zamanı gelen çocukların çoraplarını çıkartmaktı. Bu bölümde ne zaman Kim Min Jong çıksa 1998 yılında kendi seslendirdiği Sincere Love şarkısının “Kıdeyoo” kısmını çaldılar. Beynime öyle işlemiş ki artık Athena’nın her bölümünde adamı gördüğümde kafamda “Kıdeyoo” sesi beliriyor :D Merak edenler için Kim Min Jong’un Sincere Love müzik videosunu ekliyorum aşağıya. Acaba hangi grup amacına ulaştı ve Running Man toplarına kavuştu dersiniz? :)


Şimdi Siwonum civanımdan enstantaneler :)




Uzattım yine ^^ Umarım sıkmamışımdır. Uzun yazıları bilgisayar ekranından okumak beni sıkar ama aynısını ben yapıyorum. Çenem o kadar düşük ki başladım mı tutamıyorum kendimi. Uzadıkça uzuyor… Kısa yazılar yazmayı özledim. Bazen diyorum yorum yapmadan sadece sevdiğim bir şarkıyı paylaşsam ama … Evet çok güzel, yine başka konuya atladım :D Neyse tamam sustum, sustum. Şimdilik ;)

Canımsın! 

10 Şubat 2011 Perşembe

Daniel Henney Röportajı: "Bir Koreli-Amerikan Olarak Michigan'da Büyümek"

Daniel Henney hayranlığım sürerken sizlere bir röportajını çevirmek istediğimden bahsetmiştim. Hayranlığım hala sürüyor, sadece odak noktam olmaktan çıktı o kadar. Söz verdiğim şeyi yerine getirdim ve sizlerle çok beğendiğim bir Daniel Henney röportajını paylaşıyorum. Yeni değil fakat daha önce hiçbir yerde duymadığım anılarını anlatmış olması açısından güzel bir röportaj. Daniel'ın rol aldığı X-Men Origins: Wolverine filminden sonra yapılmış yani 2009 yılında büyük ihtimalle. Cümle kalıplarını akıcı olması için biraz değiştirdim ve sokak İngilizcesi ile konuştuğu için ona uygun çevirmeye çalıştım. İzlemek isteyenler için videosu en altta.


Bir Koreli-Amerikan Olarak Michigan'da Büyümek

Daniel Henney:  Merhaba, benim adım Daniel Henney. Ben Michigan'daki fazla Korelinin olmadığı küçük bir kentten Koreli ve Amerikan aktörüm. Bunu bilmiyordunuz, değil mi?

Angela Sun (Sunucu): Carson Şehri, Michigan.

DH: Evet efendim.

AS: Kore'de çalışmaya başlama kararı almana ne sebep oldu?

DH: Amerika'da modellik yapmaktan sıkılmıştım ve Hong Kong'a gitme imkânım oldu. Benim gibi Michigan'ın bağrından kopup gelmiş biri için sanki Bruce Lee filminden bir sahne gibiydi. Çok güzel bir yerdi. Bir sürü insan vardı. İnsanlar, enerji çok heyecan vericiydi. Ve ilk günden o kadar meşguldüm ki havaalanındaki tuvalette üstümü değiştirdim. İnsanlar yanımdan geçerken kıyafetlerimi giymeye çalışıyordum. Bir TV için pantolon reklamı çekimim vardı.


O günden itibaren neredeyse hayatımın her günü çalıştım. İlk 3 ay boyunca bu hayattan nefret ettim. Kötü bir durumdaydım. Ve bir gün makyöz arkadaşlarımdan biri "Seninle tanıştırmak istediğim bir kız var. Evime akşam yemeğine gel" dedi. O noktada evimde ağlar vaziyetteydim. Arkadaşımın evine gittim. Hayatımda ilk defa çubukla yemek yemeye çalışıyordum. Çok havalı bir şekilde balık yemeye :)



Ve bu kız banyodan çıkıverdi ve o sanki başka bir dünyadan gelmiş gibiydi. Öylesine meleğimsi, güzel ve saf... Sadece "Merhaba" dedi ve olan oldu. Ona âşık oldum ve o geceden sonra 2,5 yıl sürdü.




AS: Şimdi arkadaş mısınız?

DH: Evet, şimdi arkadaşız. Medeni bir şekilde ayrıldık ama hayatımın harika bir dönemiydi. O benim için çok önemli biriydi.

AS: Baban Amerikan ve annen evlatlık olarak büyümüş bir Koreli. Carson Şehri, Michigan'da büyüdün, Amerika'da. Bu 3 faktörün şu anki durumda olmanı nasıl etkilediğini bize anlat.

DH: Çok eşsiz bir deneyimdi bence. 10 yaşıma gelene dek Asyalı olduğumu hiç fark etmedim. Kendimi hiç Asyalı olarak görmemiştim.


AS: Ne demek istiyorsun?

DH: Yani, diğer çocuklardan bir farkım olduğu hiç aklıma gelmemişti. Ama sonra çocuklar ergenliğe girmeye başlayınca daha farklı davranmaya başladılar. İşte o zaman ırksal mevzularla karşı karşıya geldim ve bazı şeylere maruz kaldım. 6. sınıftan itibaren 8., 9., 10. sınıfa kadar her gün kavga ediyorduk. Annem işleri yoluna koymak için okula geliyordu.

Bir keresinde başıma çok kötü bir olay geldi. Size şimdi o olayı anlatayım. 7. sınıftaydım ve ırkım yüzünden sürekli bana sataşan benden büyük bir grup çocuk vardı. Ve okul otobüsünden inince "Danny, gel hadi. Kartopu savaşı yapacağız" diye bana seslendiler. Ben de "Peki, geleceğim" dedim çünkü ben de onların grubunun bir parçası olmak istiyordum. Beni arkaya bir yerlere çektiler ve kartopu savaşı yaparken bir çocuk arkamdan kollarımı tuttu. Ve yüzüme vurmaya başladılar, ben kendimden geçene kadar. Ve başka bir çocuk beni ensemden yakalayıp kar yığınına attı. Sonra kıpırdayamayayım diye kollarıma bastı. Ve ben hala kendimden geçmiş bir haldeyken parmaklarımı geriye doğru kırdılar. Bu el (sol). Deliceydi, evet.




Benim için bir aydınlanma anıydı. Farkına vardım ki "Tamam, ben bir Asyalıyım. Bu benim uğraşmam gereken bir mesele. Bu onların suçu değil. O çocuklar yüzünden değil. Kültürümüze karşı yıllardır olan görüşler yüzünden".



İşte o zaman büyüdüm. Ve o günden itibaren işler farklı yürüdü. Spora odaklandım ve bu durumdan bir kaçış olarak gördüm.








AS: Kore'ye gitmen konusunda ailen ne kadar destek oldu?

DH: Annem duygusal anlamda bir çöküntüye uğradı. O hep ilk ağlayandır. Hafta sonları üniversiteden dönerdim ve halletmesi için kirli çamaşırlarımı getirirdim ve yola bırakırdım. Evden koşarak çıkardı ve kirli çamaşırlarımı aşardı.

AS: Tek çocuk musun?

DH: Tek çocuğum. Kirli çamaşır sepetini aşardı ve neredeyse beni yere düşürecek şekilde üstüme atlayıp bana sarılırdı. Arkadaşlarım benimle eve geldiklerinde "Adamım! Annenin derdi ne?" filan olurlardı. Ben de "Sadece beni çok özlediğinden" derdim.



AS: Ailen seni her yerde görüyor. İlan tahtalarında, dergilerde, TV'de... Onlar için nasıl bir duygu? Gerçek değilmiş gibi, değil mi?

DH: İnanılmaz bir durumdu. Annem bu olanlar için hazır değildi. Kızlar vardı, küçük kızlar... Beni görünce kendilerinden geçip bilinçsiz bir şekilde önlerindeki duvara çarparlardı. Bildiğin duvara çarparlardı. Ben de "Size yardımcı olamam ama bir dahaki sefere duvara çarpmamaya çalışın" modundaydım. Bütün bu olanlar karşısında annem 2 kamerayla dururdu, sadece gülümseyerek.

AS: Her şeyi kayda geçirerek. "Evet, o benim oğlum".

DH: Evet, sürekli pozlar yakalayarak ve bu durumdan inanılmaz memnundu. Onun için harika bir deneyim oldu.




AS: Kariyerindeki nihai hedefin nedir?

DH: Harika projelerde rol almak ve benim hayal edebildiğimden daha yaratıcı harika yönetmenlerle çalışmak. Orada bir yerlerde olduklarını biliyorum.

Bu sefer X-Men'de oynamak, Gavin ile çalışmak inanılmaz bir deneyimdi. Bu tip bir oyunculuk hiç sergilememiştim. Bundan daha fazla istiyorum.




AS: Düşüncelerini öğrenmek ve seninle röportaj yapmak harikaydı.

DH: Tanıştığıma memnun oldum. Teşekkürler.


~Dinleyerek çevirmek kolay olmadı. O nedenle başka yerde röportajı paylaşmak isteyen olursa çeviren kişinin ben olduğumu belirtmesini rica ediyorum.


Benim Yorumum:

7. sınıftayken yaşadığı olay gerçekten çok üzücü :( Anlattıklarını ilk dinlediğimde, zamanda yolculuk yapıp onu o aptal çocukların elinden kurtarmak istemiştim. Pislikler, parmaklarını kırmışlar.


-Danny "Bu el" diye gösterirken-


Zavallı şey :( O küçük yaşına rağmen oldukça olgun bir tepki vermiş ve bu durumun o zamana dek süre gelen ırkçı düşüncelerin ürünü olduğunu fark edip kendisini basketbola yönlendirmiş. Aferin sana Danny!

2,5 yıl mutlu bir birliktelik yaşadığı kişi kim acayip merak ettim :) Her kim ise Danny'min Kore'de kalmasını dolayısıyla dizi+film projelerinde rol almasını sağladığı için ona minnettarım.


Annesinin bu beklenmedik şöhret karşısındaki 2 kamera tepkisi süper, Danny'min bu durumdan utanmayıp anlatması daha da süper. Okuldan eve döndüğü zamanlarda ise büyük bir sevgiyle karşılıyormuş onu, canım annem <3 :P

Duvara toslayan kızlara ben de Allah akıl fikir versin diyorum :P Sanki benim durumum çok farklıydı da :D Bilgisayarı kapatmadan önce bilgisayar ekranını, yatarken telefonu kapatmadan önce de telefon ekranını öpüyordum. Evet, manyaklığın bu kadarı :D Şimdi akıl sağlığım yerinde, ekran öpmeyi bırakıp normale döndüm şükür :)



Hazır Daniel Henney'den bahsediyorken çılgınca şarkı söylediği bir videoyu da paylaşmak istiyorum. My Father filmindeki Diana parçasını söylüyor. Sesi fena değil de asıl dikkat çekmek istediğim kısım çocuksu hareketleri. Komik şey :) Bu arada izlemeyenler için gerçek bir yaşam öyküsünün anlatıldığı My Father filmini şiddetle tavsiye ediyorum.



Bu halini Clark Kent'e benzetenler olmuş, hak verdim :)
Bunlar da ilginizi çekebilir: