Google+

24 Aralık 2010 Cuma

Jung Woo Sung Değil Benjamin Button Mübarek!


Jung Woo Sung Duası: Allah'ım, bu yazımdan sonra sen beni Tarih'in gazabından koru yarabbim. Amin. Haydi bismillah başlıyoruz :)

Evet, aylardır beklediğim dizi nihayet başladı, hatta 4 bölüm Kore'de yayınlandı, ilk 2 bölümün İngilizce altyazısı, sonracığıma ilk bölümün Türkçe altyazısı çıktı, 2.si de yolda. (Durum raporu veriyorum sanki!). Hiçbir diziyi bu kadar çok beklememiştim hayatımda (Marry Me, Mary de buna dahil, zaten sonuç fiyasko). İnsan bir şeyi beklerken ister istemez beklentilerini de yükseltiyor zamanla. Gözünde daha büyük bir yere sahip oluyor o şey. Bende de aynı hesap, Athena'yı beklerken onu "The Goddess of Dramas" ilan etmiştim :P (esprim süper :D). Dizi beklentilerimi kesinlikle karşıladığı gibi bana "İşte bu ya! İris de bunun gibiyse ne çok şey kaçırmışım bunca zamandır" cümlelerini kurdurttu (daha ilk bölümden, düşünün). Tabii zevkler ve renkler meselesi, herkese hitap etmeyebilir ama benim için Jung Woo Sung bile izlemek için başlı başına yeterli bir sebep.

Azıcık dizinin konusundan bahsedeyim sonra yorumlarıma döneceğim. Alıntılıyorum konuyu:
Şeytani bir dahi tarafından yönetilen Athena adındaki bir terörist grup, Güney Kore'yi ve dünyayı tehdit eder.
Ulusal Güvenlik Ajansına bağlı özel ajan Lee Jung Woo, onların korkunç komplolarını bozmaya çalışır.
Şimdi bilin bakalım bu Lee Jung Woo kim? Hemen söylüyorum; Jung Woo Sung. Kısaca Lee Jung Woo Sung da diyebiliriz :P Peki "şeytani dahi" diye bahsedilen kişi kim? O da Cha Seung Won. Az sonra resimlerini ekleyeceğim. Şeytani dahi betimlemesi tam ona göre zira adamın tipine bakarak bile "kötü adam" olduğunu anlıyorsunuz. Mikemmel Korecem ile ifade etmek gerekirse "nappın namca". Gözleri fitne fesat saçıyor.


Yine alıntılarla ilerleyerek oyuncuları tanıtalım birazcık:




Lee Jeong Woo (Jung Woo-sung)

NTS (Ulusal Terörle Mücadele Servisi) altında Güney Kore istihbaratıyla çalışan özel bir ajandır. Lee Jong Woo, Ulusal Terörle Mücadele Servisi’ne transfer edilmeden önce Ulusal İstihbarat Servisi’nde çalışıyordu. 



Son Hyeok (Cha Seung-won)

Athena olarak bilinen terör örgütünün yüzü. Son Hyeok bir zamanlar CIA için çalışmış olup, Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik bölümünün Doğu Asya şube başkanıdır. Teröristlerin global entrikasına karışır ve kendini Lee Jeong Woo’nun düşmanı olarak bulur. 



Yoon Hye İn (Soo Ae)

Yoon Hye İn, gizli bir örgütün casusluğuna ek olarak NTS’de çifte ajan olarak çalışmaktadır. Gizli bir ajan olmanın yanı sıra, Lee Jeong Woo ile bir ilişki yaşayacaktır.



Han Jae Hui (Lee Ji Ah)

Yoon Hye İn’in meslektaşı, Han Jae Hui NTS’nin Avrupa şubesinde casus olarak çalışmaktadır.

Dizinin ilk bölümüyle ilgili önbilgi (spoiler) vermeyeceğim, sadece izlerken yaşadıklarımı anlatacağım. Videonun dakika sayacı 32 dk 15. sn'yi gösterirken karşıma yahşi bir delikanlı çıktı. Dedim "Abovv !!! Bu ?! Bu ?!". Gözlerim kamaştı, algılayamadım ilk anda. Videoyu dondurdum, inceledim. Evet ta kendisiydi; ilk aşkım <3 (Ya da ilk Koreli aşkım desek daha münasip olacak). Sonraki dakikalar her 5 sn'de videoyu dondurup ekrana sarılmakla, ciddi ciddi ellerimle ekrandaki görüntüyü severek ve "oyşşş" diye çığırmakla geçti. Kardeşim dedi "N'oluyor abla? İyi misin?". El-cevap: Nasıl iyi olayım ???!!! Kalbim yerinden fırlayacak! Allah'ım bana da bir Jung Woo Sung nasip et inşallah, maşallah, subhanallah. Amin! [@Merve: Anladın sen onu ;)]

Başlığımdan da anlaşılacağı üzere adam yaşlandıkça gençleşiyor! Benjamin Button yanında halt etmiş. Şimdi yanlış bir anlaşılmaya mahal vermeyelim litfen, Danny'mden vazgeçmiş değilim. Woo Sung ajussi (kendisine "oppa" demiyorum zira o Tarih'in oppası olur) benim için mazide kalmış tatlı bir anı :P Onu görmek bana nostalji yaşattı (biraz da kalp krizi, heyecandan).

Şimdi Athena 1. bölümden Jung Woo Sung görüntüleri (olabildiğince azaltmaya çalıştım ancak bu kadara indirgeyebildim). Bir de affınıza sığınarak söylüyorum ama ilk 2 bölümü 720p indirmeyen aklıma sıçayım. Neyse ki sonradan vahiy geldi de 3 ve 4'ü 720p indirdim :)






Saniye saniye Woo Sung'un burnunun ne kadar güzel olduğunu fark edişim:


Alttan bakınca daha iyi belli oluyormuş. O an bir aydınlanma yaşadım :P






İyi yakalamışım bu pozu, tam dudakları büzerken ^^

NOT: Jung Woo Sung'un bu saç stiliyle Hallyu akımına dahil olması gözümden kaçmadı değil. Ama ne yalan söyleyeyim yakışmış acuşşime ^^ Hyun Bin'den, Kim Hyun Joong'dan, No Min Woo'dan çok daha fazla yakışmış hatta bence :)


Bu adam rüyama girecek, kabusum olacak. Korkuyorum :/

4 Aralık 2010 Cumartesi

Daniel Henney ve Altın Oran (φ)


Blogumu takip edenler aşağı yukarı bilir, çeşitli zamanlarda farklı şeyleri takıntı haline getiren biriyim. Blogu açtığımdan beri önce Kim Hyun Joong (dolayısıyla Playful Kiss) sonra Jang Keun Suk (dolayısıyla Marry Me, Mary) takıntıları olarak sizlere yansımış. Bu obsesyon olayından en son nasibini alan Daniel Henney oldu. La Fea'nın tavsiyesi üzerine My Name is Kim Sam Soon'u izlediğimden beri "Danny!!!" diye kafayı yer vaziyetteyim. O kadar ki oturup Fugitive: Plan B'yi izliyorum Rain'in tüm salakça çapkın hareketlerine ve dizinin yarısının kovalamaca sahnelerinden ibaret olmasına rağmen. Hatta bahsi açılmışken beğendiğim kamera arkası görüntülerini paylaşayım dizinin:


Tabi ben bu fotoğrafları görünce "Hooopp!!! Ne oluyoruz?! Lee Na Young'dan korkarken şimdi bir de Rain'den mi sakınacağım Danny'mi?" diye gıcık oldum :D 

Konuya dönecek olursak Daniel Henney ile ilişkimiz bir kaç aydır sürüyor, yani daha çok yeni :) Yakında sıkılır mıyım bilmem ama şimdilik mutluyuz :P

Şimcik asıl meseleye bir giriş yapak. Bahsetmek istediğim şey altın oran yani fi (φ) ve geçmişten günümüze altın oranın güzellikle olan ilişkisi. Herhangi bir kaynaktan alıntı yapmadan kendi bilgilerimi sözcüklere aktarıp anlatacağım sizlere. İsteyen gugıllayıp daha ayrıntılı bilgi edinir.

Altın oran, aslen peş peşe gelen iki Fibonacci (Fibonaççi diye okunur) sayısının birbirine oranıdır. Leonardo Fibonacci (Pisa'lı Leonardo) ortaçağda yaşamış olan İtalyan bir matematikçi ama seyahatleri sırasında Hint-Arap rakamlarını öğreniyor ve bu rakamlarla işlem yapmanın Roma rakamlarına oranla çok daha kolay olduğunu keşfediyor. Liber Abaci adlı kitabında Fibonacci Serisi diye adlandırılan bir örüntü ortaya atıyor. Örüntünün çıkış noktası 1 erkek 1 dişi tavşanın çiftleşmesi sonucu her ay ortaya çıkan toplam tavşan sayısı. Fazla ayrıntıya girmeyeceğim, ilginizi çekerse Tübitak Yayınları'ndan "Bir Sayı Tut..." isimli kitabın 2. bölümünü okuyabilirsiniz. Güzel kitaptır, tavsiye ederim :)


Kısacası serimiz şu şekilde ilerlemektedir:

1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55...

İlk 2 terimden sonraki her terim kendinden önce gelen iki terimin toplamı şeklinde yazılabilmektedir. Belirttiğim gibi iki Fibonacci sayısının oranı sonsuza gittikçe altın orana yakınsarφ=1.618033988749894...

Altın Oran (φ), Pi (π) sayısı gibi noktadan sonra sonsuz tane basamağa sahip  yani irrasyonel bir sayıdır. Doğada, sanatta ve mimaride altın orana sıkça rastlanır ve yapılan araştırmalar göstermiştir ki altın orana sahip nesneler gözümüze güzel gözükür. İnsan yüzü için bir altın oran maskesi geliştirilmiştir. Maskeyi yazıma ekliyorum ki kaydedip istediğiniz fotoğraf üzerinde deneyin. Uzantısı png olduğundan herhangi bir fotoğraf düzenleme programı yardımıyla maskeyi orantılayıp dilediğiniz bir fotoğraf üzerine yerleştirebilirsiniz.

Başlıktan da anlaşılacağı üzere ben maskeyi Daniel Henney üzerinde deneyip adamın kesinlikle güzel olduğunu bilimsel olarak kanıtladım :P Tamam göz ve kaşları tam oturmadı ama o kadar da olur. Hem neredeyse en kötü resimlerini seçmem gerekti çünkü maskeyi yerleştirmek için kameraya düz bakıyor olması gerekiyordu. Buyrun kritiğini siz yapın olmuş mu olmamış mı :)



C.N. Blue'nun Voice albümünden "One of a Kind" parçasını kendisine ithaf ederek yazımı sonlandırıyorum :)


Adamın dudağının sağ kenarındaki gamzesi bile yeter :P
Benim kadar gamze manyağı bir insan var mı aceba :)

NOT: Altın oran hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler için bir kitap tavsiyesi daha: "Doğada, Sanatta, Mimaride Altın Oran ve Fibonacci Sayıları". Nobel Kitabevi tarafından basılmış ve Prof. Dr. Fikri Akdeniz tarafından yazılmış bolca görsel içeren minik bir kitapçık.

Sonlandırıyorum dedim ama durun şu Bravo dondurma reklamını da ekleyeyim.
Ya bu adam ne şeker ^^ Çok deli hareketleri var :D
Yok yok ondan bıkmam ve yeni aşklara yelken açmam mümkün değil :)



Son olarak (bu sefer gerçekten son) bir ara metroda filan yayınlanan "Hi Seoul" reklamı vardı bilmem göreniniz oldu mu ama Seoul festivali için tanıtıcı bir reklam işte. Onun yerine şu tanıtım bence çok daha fazla insan çekerdi :D

İZLEMEK için TIKLAYIN
Bunlar da ilginizi çekebilir: