Google+

24 Aralık 2010 Cuma

Jung Woo Sung Değil Benjamin Button Mübarek!


Jung Woo Sung Duası: Allah'ım, bu yazımdan sonra sen beni Tarih'in gazabından koru yarabbim. Amin. Haydi bismillah başlıyoruz :)

Evet, aylardır beklediğim dizi nihayet başladı, hatta 4 bölüm Kore'de yayınlandı, ilk 2 bölümün İngilizce altyazısı, sonracığıma ilk bölümün Türkçe altyazısı çıktı, 2.si de yolda. (Durum raporu veriyorum sanki!). Hiçbir diziyi bu kadar çok beklememiştim hayatımda (Marry Me, Mary de buna dahil, zaten sonuç fiyasko). İnsan bir şeyi beklerken ister istemez beklentilerini de yükseltiyor zamanla. Gözünde daha büyük bir yere sahip oluyor o şey. Bende de aynı hesap, Athena'yı beklerken onu "The Goddess of Dramas" ilan etmiştim :P (esprim süper :D). Dizi beklentilerimi kesinlikle karşıladığı gibi bana "İşte bu ya! İris de bunun gibiyse ne çok şey kaçırmışım bunca zamandır" cümlelerini kurdurttu (daha ilk bölümden, düşünün). Tabii zevkler ve renkler meselesi, herkese hitap etmeyebilir ama benim için Jung Woo Sung bile izlemek için başlı başına yeterli bir sebep.

Azıcık dizinin konusundan bahsedeyim sonra yorumlarıma döneceğim. Alıntılıyorum konuyu:
Şeytani bir dahi tarafından yönetilen Athena adındaki bir terörist grup, Güney Kore'yi ve dünyayı tehdit eder.
Ulusal Güvenlik Ajansına bağlı özel ajan Lee Jung Woo, onların korkunç komplolarını bozmaya çalışır.
Şimdi bilin bakalım bu Lee Jung Woo kim? Hemen söylüyorum; Jung Woo Sung. Kısaca Lee Jung Woo Sung da diyebiliriz :P Peki "şeytani dahi" diye bahsedilen kişi kim? O da Cha Seung Won. Az sonra resimlerini ekleyeceğim. Şeytani dahi betimlemesi tam ona göre zira adamın tipine bakarak bile "kötü adam" olduğunu anlıyorsunuz. Mikemmel Korecem ile ifade etmek gerekirse "nappın namca". Gözleri fitne fesat saçıyor.


Yine alıntılarla ilerleyerek oyuncuları tanıtalım birazcık:




Lee Jeong Woo (Jung Woo-sung)

NTS (Ulusal Terörle Mücadele Servisi) altında Güney Kore istihbaratıyla çalışan özel bir ajandır. Lee Jong Woo, Ulusal Terörle Mücadele Servisi’ne transfer edilmeden önce Ulusal İstihbarat Servisi’nde çalışıyordu. 



Son Hyeok (Cha Seung-won)

Athena olarak bilinen terör örgütünün yüzü. Son Hyeok bir zamanlar CIA için çalışmış olup, Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik bölümünün Doğu Asya şube başkanıdır. Teröristlerin global entrikasına karışır ve kendini Lee Jeong Woo’nun düşmanı olarak bulur. 



Yoon Hye İn (Soo Ae)

Yoon Hye İn, gizli bir örgütün casusluğuna ek olarak NTS’de çifte ajan olarak çalışmaktadır. Gizli bir ajan olmanın yanı sıra, Lee Jeong Woo ile bir ilişki yaşayacaktır.



Han Jae Hui (Lee Ji Ah)

Yoon Hye İn’in meslektaşı, Han Jae Hui NTS’nin Avrupa şubesinde casus olarak çalışmaktadır.

Dizinin ilk bölümüyle ilgili önbilgi (spoiler) vermeyeceğim, sadece izlerken yaşadıklarımı anlatacağım. Videonun dakika sayacı 32 dk 15. sn'yi gösterirken karşıma yahşi bir delikanlı çıktı. Dedim "Abovv !!! Bu ?! Bu ?!". Gözlerim kamaştı, algılayamadım ilk anda. Videoyu dondurdum, inceledim. Evet ta kendisiydi; ilk aşkım <3 (Ya da ilk Koreli aşkım desek daha münasip olacak). Sonraki dakikalar her 5 sn'de videoyu dondurup ekrana sarılmakla, ciddi ciddi ellerimle ekrandaki görüntüyü severek ve "oyşşş" diye çığırmakla geçti. Kardeşim dedi "N'oluyor abla? İyi misin?". El-cevap: Nasıl iyi olayım ???!!! Kalbim yerinden fırlayacak! Allah'ım bana da bir Jung Woo Sung nasip et inşallah, maşallah, subhanallah. Amin! [@Merve: Anladın sen onu ;)]

Başlığımdan da anlaşılacağı üzere adam yaşlandıkça gençleşiyor! Benjamin Button yanında halt etmiş. Şimdi yanlış bir anlaşılmaya mahal vermeyelim litfen, Danny'mden vazgeçmiş değilim. Woo Sung ajussi (kendisine "oppa" demiyorum zira o Tarih'in oppası olur) benim için mazide kalmış tatlı bir anı :P Onu görmek bana nostalji yaşattı (biraz da kalp krizi, heyecandan).

Şimdi Athena 1. bölümden Jung Woo Sung görüntüleri (olabildiğince azaltmaya çalıştım ancak bu kadara indirgeyebildim). Bir de affınıza sığınarak söylüyorum ama ilk 2 bölümü 720p indirmeyen aklıma sıçayım. Neyse ki sonradan vahiy geldi de 3 ve 4'ü 720p indirdim :)






Saniye saniye Woo Sung'un burnunun ne kadar güzel olduğunu fark edişim:


Alttan bakınca daha iyi belli oluyormuş. O an bir aydınlanma yaşadım :P






İyi yakalamışım bu pozu, tam dudakları büzerken ^^

NOT: Jung Woo Sung'un bu saç stiliyle Hallyu akımına dahil olması gözümden kaçmadı değil. Ama ne yalan söyleyeyim yakışmış acuşşime ^^ Hyun Bin'den, Kim Hyun Joong'dan, No Min Woo'dan çok daha fazla yakışmış hatta bence :)


Bu adam rüyama girecek, kabusum olacak. Korkuyorum :/

4 Aralık 2010 Cumartesi

Daniel Henney ve Altın Oran (φ)


Blogumu takip edenler aşağı yukarı bilir, çeşitli zamanlarda farklı şeyleri takıntı haline getiren biriyim. Blogu açtığımdan beri önce Kim Hyun Joong (dolayısıyla Playful Kiss) sonra Jang Keun Suk (dolayısıyla Marry Me, Mary) takıntıları olarak sizlere yansımış. Bu obsesyon olayından en son nasibini alan Daniel Henney oldu. La Fea'nın tavsiyesi üzerine My Name is Kim Sam Soon'u izlediğimden beri "Danny!!!" diye kafayı yer vaziyetteyim. O kadar ki oturup Fugitive: Plan B'yi izliyorum Rain'in tüm salakça çapkın hareketlerine ve dizinin yarısının kovalamaca sahnelerinden ibaret olmasına rağmen. Hatta bahsi açılmışken beğendiğim kamera arkası görüntülerini paylaşayım dizinin:


Tabi ben bu fotoğrafları görünce "Hooopp!!! Ne oluyoruz?! Lee Na Young'dan korkarken şimdi bir de Rain'den mi sakınacağım Danny'mi?" diye gıcık oldum :D 

Konuya dönecek olursak Daniel Henney ile ilişkimiz bir kaç aydır sürüyor, yani daha çok yeni :) Yakında sıkılır mıyım bilmem ama şimdilik mutluyuz :P

Şimcik asıl meseleye bir giriş yapak. Bahsetmek istediğim şey altın oran yani fi (φ) ve geçmişten günümüze altın oranın güzellikle olan ilişkisi. Herhangi bir kaynaktan alıntı yapmadan kendi bilgilerimi sözcüklere aktarıp anlatacağım sizlere. İsteyen gugıllayıp daha ayrıntılı bilgi edinir.

Altın oran, aslen peş peşe gelen iki Fibonacci (Fibonaççi diye okunur) sayısının birbirine oranıdır. Leonardo Fibonacci (Pisa'lı Leonardo) ortaçağda yaşamış olan İtalyan bir matematikçi ama seyahatleri sırasında Hint-Arap rakamlarını öğreniyor ve bu rakamlarla işlem yapmanın Roma rakamlarına oranla çok daha kolay olduğunu keşfediyor. Liber Abaci adlı kitabında Fibonacci Serisi diye adlandırılan bir örüntü ortaya atıyor. Örüntünün çıkış noktası 1 erkek 1 dişi tavşanın çiftleşmesi sonucu her ay ortaya çıkan toplam tavşan sayısı. Fazla ayrıntıya girmeyeceğim, ilginizi çekerse Tübitak Yayınları'ndan "Bir Sayı Tut..." isimli kitabın 2. bölümünü okuyabilirsiniz. Güzel kitaptır, tavsiye ederim :)


Kısacası serimiz şu şekilde ilerlemektedir:

1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55...

İlk 2 terimden sonraki her terim kendinden önce gelen iki terimin toplamı şeklinde yazılabilmektedir. Belirttiğim gibi iki Fibonacci sayısının oranı sonsuza gittikçe altın orana yakınsarφ=1.618033988749894...

Altın Oran (φ), Pi (π) sayısı gibi noktadan sonra sonsuz tane basamağa sahip  yani irrasyonel bir sayıdır. Doğada, sanatta ve mimaride altın orana sıkça rastlanır ve yapılan araştırmalar göstermiştir ki altın orana sahip nesneler gözümüze güzel gözükür. İnsan yüzü için bir altın oran maskesi geliştirilmiştir. Maskeyi yazıma ekliyorum ki kaydedip istediğiniz fotoğraf üzerinde deneyin. Uzantısı png olduğundan herhangi bir fotoğraf düzenleme programı yardımıyla maskeyi orantılayıp dilediğiniz bir fotoğraf üzerine yerleştirebilirsiniz.

Başlıktan da anlaşılacağı üzere ben maskeyi Daniel Henney üzerinde deneyip adamın kesinlikle güzel olduğunu bilimsel olarak kanıtladım :P Tamam göz ve kaşları tam oturmadı ama o kadar da olur. Hem neredeyse en kötü resimlerini seçmem gerekti çünkü maskeyi yerleştirmek için kameraya düz bakıyor olması gerekiyordu. Buyrun kritiğini siz yapın olmuş mu olmamış mı :)



C.N. Blue'nun Voice albümünden "One of a Kind" parçasını kendisine ithaf ederek yazımı sonlandırıyorum :)


Adamın dudağının sağ kenarındaki gamzesi bile yeter :P
Benim kadar gamze manyağı bir insan var mı aceba :)

NOT: Altın oran hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler için bir kitap tavsiyesi daha: "Doğada, Sanatta, Mimaride Altın Oran ve Fibonacci Sayıları". Nobel Kitabevi tarafından basılmış ve Prof. Dr. Fikri Akdeniz tarafından yazılmış bolca görsel içeren minik bir kitapçık.

Sonlandırıyorum dedim ama durun şu Bravo dondurma reklamını da ekleyeyim.
Ya bu adam ne şeker ^^ Çok deli hareketleri var :D
Yok yok ondan bıkmam ve yeni aşklara yelken açmam mümkün değil :)



Son olarak (bu sefer gerçekten son) bir ara metroda filan yayınlanan "Hi Seoul" reklamı vardı bilmem göreniniz oldu mu ama Seoul festivali için tanıtıcı bir reklam işte. Onun yerine şu tanıtım bence çok daha fazla insan çekerdi :D

İZLEMEK için TIKLAYIN

29 Kasım 2010 Pazartesi

Ne ??? Jang Hyuk evli mi? Ottuke?!


Şu an şoklardayım!!! Biri bana tokat atsın. Cümleleri nasıl kuracağımı bile bilmiyorum. Daha geçenlerde Sermin'le bu Koreli erkek oyuncular evlenecek de biz de göreceğiz muhabbeti yaparken "bırak Kim Jae Wook'u daha Jung Woo Sung ve Jang Hyuk evli değil, adamlar 30'u geçeli yıllar oldu" gibilerinden bir laf etmiştim. Jang Hyuk çok sevdiğim ve kesinlikle oyunculuğunu mükemmel bulduğum aktörlerden biri ama özel hayatına dair hiçbir bilgim yoktu, tesadüfen karşıma çıktı. Yok dedim herhalde oynadığı bir dizi ya da filmdeki evlilik haberi. Yazımı okuyanlar için bu bilgi çok ama çok eski olabilir ama ben yeni öğreniyorum:

Jang Hyuk evli ve iki çocuk babası!

Şimdi biraz gelin hanımdan bahsedelim. Adı Kim Yeo Jin (Kim Yuh Jin), Jang Hyuk'tan 2 yaş büyük ve pilates öğretmeni (dansçı olduğu da yazılmış bazı kaynaklarda). Hatta 2002 yılında Jang Hyuk pilates kursuna katıldığında tanışmışlar. 40 kadın arasında pilates kursunda tek erkek Jang Hyuk'muş o zamanlar. 40 erkek arasında tek kadın da olsa o kadının dikkatini çekecek kişi yine Jang olurdu orası ayrı mesele :) Ayy ben bu adamı çok seviyorum, çok saftrik bir tipi var. Dişlekliği yakıştırdığım bir kaç kişiden biri. Allah mesut etsin Jang'cığım :D Çukahe! Kim Yeo Jin'e de büyük bir alkış, sevdiği adamla evlenmek için 6 yıl beklemiş ve Jang'ın söylediğine göre özellikle askerlik dönemlerinde ona çok destek olmuş.

Bu arada biraz dedikodu :) Eşiyle (kaynakta "long-time girlfriend" diyor, uzatmalı sevgilisi mi demeliyim :P) ilk bebişleri doğduktan 4 ay sonra evlenmişler. Bu konuda Jang Hyuk "Evlilik hayatımdaki önemli bir olay , aynı zamanda hem heyecanlı hem tedirginim. Bebeğimiz olduktan sonra evleniyor olmaktan biraz utanıyorum ama böyle olması evliliğimize daha da anlam katıyor. Sevgili eşim için iyi bir koca olarak, çocuğum içinse iyi bir baba olarak onlara mutlu bir aile sunmak için iki kat daha fazla çalışmam gerektiğinin farkındayım" demiş. Medyaya kapalı bir düğünde evlenmişler ama 2 fotoğraf paylaşmışlar. Hemen ekliyorum :) Gelin pek belli olmuyor ama idare edeceğiz.


4 ayda iyi kilo vermiş :)


Evlilik öncesi çocuk sahibi olarak pek geleneklere uymamışlar ama geleneksel fotoğrafları da eksik olmamış ^^

Five Senses of Eros filminde Jang'ın şöyle bir repliği vardı, dikkatimi çektiği için aklımda kalmış (gerçi cümle tam olsun diye tekrar baktım ama):

"Evlilik... Bir çiftin seks yapmaları için toplumsal izin almaları."

Bebek olayı araya girince fikir değişti anlaşılan :) Gerçi filmdeki repliği kendi görüşlerini yansıtacak değil ama onca yıl bekleyip bebek haberinden sonra evlenmeye karar verince insan herhalde "evlilik" hayat planlarına ters diye düşünmüyor değil. Askerden geldikten sonra evleneceğini belirtmiş aslında ama döndükten 2 yıl sonra filan evlenmişler. Her halükarda Allah bir yastıkta kocatsın :P

Daha geçenlerde şu aşağıdaki resme rastlamış ve "Allah'ım!!! Ne tatlılar. Senin de bir tane bebeğin olsa fena mı olur Jang" diye kendi kendime düşünmüştüm, meğer 2 çocuk babasıymış zaten adam.

Çocuk sahibi olunca erkeklerin fiziklerinin bozulmaması iyi oluyormuş :P
Töbe töbe, evli adama da asılmak olmaz ki ama şimdi :D


İlk bebekleri doğmadan önce adını Tae Hee koyacaklarını söylemiş Jang Hyuk.
Tae --> Büyük, Hee --> Neşeli anlamına geliyormuş. Jang bebekleri Tae Hee'nin adı gibi bol bol güleceği neşeli bir hayatı olmasını temenni ettiğini belirtmiş. "Bir an önce doğmasını ve onu kucağıma almayı istiyorum" demiş ^^

İlk çocuğunda çok heyecanlı olduğunu ve pek çok hazırlık yaptığını, hangi ismi seçeceğini çok düşündüğünü hatta doğmamış bebekle konuşmaya çalıştığını (kiyopta!!!) söylemiş ve eklemiş Jang "İşlerimin yoğunluğu dolayısıyla ikinci bebeğimizle ilgilenecek hiç vaktim yok ve eşime karşı kendimi kötü hissediyorum".

Düzeltme: Çocuklarının ikisi de erkekmiş, okuduğum kaynakta yanlış bilgi varmış. bunusevdim'in tavsiyesi üzerine Jang Hyuk'un katıldığı Happy Together programını izleyince öğrenmiş oldum. Daha fazla detay bilen varsa paylaşsın lütfen :)

Unutmadan Kore'ye gidince ilk iş ne yapıyormuşuz? En yakın spor salonunda pilatese yazılıyormuşuz :D

14 Kasım 2010 Pazar

Kore Sinemasında Gumiho Etkisinin Başlangıcı: ~Tilki Kız~


Haftalar önce yakında Gumiho'yla ilgili bir yazı yazacağımı söylemiştim. Bir kere de yapacağım dediğim şeyi zamanında yapsam şaşarım zaten. Artık blogumda "şu hakkında yazacağım, bu hakkında yazacağım" dediğimde inanmıyorsunuzdur herhalde :D Bu yazım Gumiho'yla ilgili olacak evet ama hangi Gumiho'ya niyet hangi Gumiho'ya kısmet :P Bu seferki 1994 yapımı Jung Woo Sung'un oynadığı bir film.

Filmin konusundan biraz bahsedecek olursak: 

Cehennem'den biri 999 yaşındaki son "Tilki Kız"ı yakalamak için dünyaya gönderilir. Eğer Tilki Kız (Harah) 1000 yaşına basmadan önce bir insanın ruhunu emerse insan haline dönüşecektir. Harah günün birinde, gasp edilen Hyuk'un hayatını kurtarır ve onu iyileştirir. Zamanla ona karşı bir şeyler hissetmeye başlar ve canını almak konusunda karasız kalır. 



Bu Gumiho'da da boncuk olayı var.


 Woo Sung'un gençliğine bakın :)


Haşin delikanlı :P


Evlerden ırak bir adet Gumiho :/

Filmle ilgili yorumuma gelecek olursak: 

Açıkçası izlemeyen bir şey kaybetmez. Eski Kore sinemasını tanımak ve Woo Sung'un ilk filmindeki oyunculuğunu görmek adına izlenebilir. Filmde cehennemden gönderilen ajanın saftrikliği güldürüyor :D Eskiden Kore erkekleri şimdi dizi ve filmlerde gördüğümüz gibi değilmiş, onu fark ettim. "Kodum mu oturturum" olayı mevcut :O Haşin Koreliler :D

Ek olarak buradaki gumihomuz pek şeker değil. Tilkiye dönüştüğü bir kaç sahne var, korkunç bir hale geliyor. Allah'ım...! Evlerden uzak! Rüyama girecek gece gece :/ 



Filmi izleyenlerin Jung Woo Sung dışında gençlik yıllarını görebilecekleri tanınmış oyuncular:


Ahn Suk Hwa


Kwon Hae Hyo

Diğer oyuncular da sonrasında pek çok film ve dizide oynamışlar ama ben tanımıyorum o nedenle eklemedim. Bu arada eklemek için Ahn Suk Hwan'ın resmini ararken annem geldi ve dedi ki "Çıtayı baya düşürmüşsün!" :D

Unutmadan şunu da belirteyim film bazı sahnelerde çıplaklık içeriyor. Bariz rahatsız edici görüntüler değil ama belirtmekte yarar var. 

Aslen 2000 öncesi filmleri eski bulur ve izlemem, hatta -Sinema & TV okumakta olan- kardeşim beni bu konuda çok eleştirir. Eski filmlerin sanatsal değeri yüksekmiş vs vs ... :D Onun söylediklerini pek takmasam da bu film gerek satır sayısının az olması gerekse Jung Woo Sung'un (♥) ilk filmi olması dolayısıyla beni cezbetti ve çevirmek kaçınılmaz oldu. Woo Sung o zamanlar 21 yaşlarındaymış, izleyince anladım ki bu adam yaşlandıkça güzelleşiyor :)  

İsteyenler sarangni'den altyazıyı indirebilirler (TIKLAYIN). İzleyecek olan herkese iyi seyirler dilerim ^^

NOT: Blogum için ayrı yazı yazmadım nasıl olsa aynı kapıya çıkacak. Sarangni'de yazdıklarımı kopyala-yapıştır yaparak biraz da düzenleyip resimlerle süsleyerek bu yazıyı oluşturdum :)

NOT-2: Gumiho deyince artık aklınıza Shin Min Ah gibi bir şekercik gelmesin zira oldukça ürkünç versiyonları da mevcutmuş.

28 Ekim 2010 Perşembe

Searching for the Elephant ~Depresyon, Çöküş, Arzu...




S
E
A
R
C
H
I
N
G

F
O
R






T
H
E

E
L
E
P
H
A
N
T


Soldan sağa 3 ana karakterimiz:

Hyun Woo (Jang Hyuk), Min Suk (Jo Dong Hyuk), Jin Hyuck (Lee Sang Woo)

Hyun Woo; şizofen bir serbest fotoğrafçı
Min Suk; seks bağımlısı bir estetik cerrahı
Jin Hyuck; aldatan bir finans uzmanı

Hikayemiz bu üç yetişkin adamın yaşadıkları üzerine kurulu. Fil arayışı (Searching for the Elephant) nerede işin içine giriyor diyorsanız bunlar çocukluk arkadaşı oldukları için küçükken birlikte hayvanat bahçesine gitmişler ve orada yaşadıkları olay (filmde ne olduğu anlatılıyor) onları bir boşluğa ve karamsarlığa itmiş. Sonrasında da hepsi farklı şekillerde bunun etkisini görmüşler. Davranışların altında yatan ruh halini anlayabilmek için "çocukluğa inme" durumu yani bir nevi.

Şunu belirtmeliyim ki film yetişkinlere göre yapılmış. Sadece müstehcen sahneler içermesi ve oyuncuların sürekli küfür etmesinden dolayı değil ayrıca insanın psikolojisini alt üst eden kanlı sahneler de var. Çok fazla etkileneceğinizi düşünüyorsanız izlemeyin.

"Searching for the Elephant" filmi defalarca karşıma çıkmasına rağmen gerek Türkçe alt yazısının bulunmaması gerekse alıştığımız Kore filmlerinin aksine çok fazla cinsellik içermesi açısından izlemeyi hep ertelediğim bir film oldu. Sonunda sevenlerin kavuştuğu romantik filmler izlemek eğlenceli tabi ama malum hayatta her şey güllük gülistanlık değil ve her ne kadar biz izlediğimiz cicili bicili Kore filmlerinin/dizilerinin etkisiyle Korelileri masumca aşklar yaşayan saf insanlar olarak kafamızda canlandırsak da işin aslının hiç de öyle olmadığını görüyoruz bu filmle.

Kore'de estetik ameliyatın çok yaygın olduğunu duymayan yoktur. En ünlüsünden ev hanımına kadar bıçak altına yatmamış insan sayısının gittikçe azaldığı bir gerçek. Hayatlarından memnun, kendileriyle barışık insanlar bunu neden yapsın ki? Film işte bunu da gözler önüne seriyor: Herkesin farklı takıntıları vardır.

Filmle ilgili spoiler içermeyen kendi yorumuma gelecek olursak:
Öncelikle oyunculukları çok beğendim özellikle de Jang Hyuk psikopat karakterini çok iyi canlandırmış. Hayal dünyasının betimlemeleri bir harikaydı. Ayrıca Hyun Woo'nun kız kardeşi, Min Suk'un eşi rolündeki  Lee Min Jung'un performansı da göz dolduruyordu. Ana karakterlerimizin çocukluktan beri yakın arkadaş olmalarına rağmen birbirlerine aslında hiç de bir faydaları olmaması ve çok farklı karakterlere sahip olmaları insana "dostluk" olgusunu sorgulatıyor. Biz arkadaşlık kurarken karşımızdakini olduğu gibi kabul etmeye ne kadar hazırız  ya da onlarda hoşumuza gitmeyen bir davranış gördüğümüzde onları o şekilde kabullenebiliyor muyuz? İki arkadaşımızın da haksız olduğunun farkındayken hangisine destek olmayı seçeriz? Sevdiklerimizin hayatının mahvolmasında bizim payımız ne kadardır? İşte bu sorular filmi izledikten sonra beynimi kurcalamaya başladı. Hep derler ya "Hayat birler ve sıfırlardan ibaret değildir" diye işte bu sözün bir örneği daha Searching for the Elephant filmi. Haklı ve haksızın birbirine karıştığı, kimsenin tarafını tutmaya insanın içinin razı olmadığı bir yapım. Ama yine de belirteyim ki benim favorim Jin Hyuck karakteriydi :) Daha fazla film hakkında konuşmak istemiyorum, izleyin ve yorumunu siz yapın. Bu arada filmin giriş sahnesi sonuyla bağlantılı, izlerken dikkat edin. Umarım beğenirsiniz :)

İzlemek isteyenler benim çevirdiğim Türkçe alt yazıyı burdan indirebilirler. Yakında online izlemek isteyenler için sitelere de eklenecektir, o zaman onun linkini de eklerim. Müzik videosunu da ekliyorum ama filmi izledikten sonra izlemeniz daha iyi olacaktır. Videoyu izleyip de film komple cinsellik üzerine kurulu diye düşünmeyin, anlatılan hikaye oldukça etkileyiciydi.


Videodaki parçayı çok beğendim, indirmek isteyenler için aratmak isterseniz adı: Iron and Wine -Faded from the Winter

12 Eylül 2010 Pazar

9 Kuyruğunda 9 Marifet!


Son günlerde bir 9 kuyruk furyasıdır gidiyor :) Şikayetçi miyim? Kesinlikle hayır :) Romantik komedi tarzında Kore dizileri ve filmleri izlemeye alışmış bünyem "Kız Arkadaşım Bir Gumiho" ismini duyunca hiç oralı olmadı. Fantastik herhangi bir şey izlediğimi hatırlamıyorum Kore yapımı. Ama her yerde övgüleri okuyunca merak ettim nasıl bir şeymiş diye ve iyi ki de merak etmişim. Cidden inanılmaz eğlenceli bir dizi!

Elimizde bir adet en şekerinden "gumiho", bir adet sorumsuz ama sevimli oğlan çocuğu, bir adet evlenememiş hala ve onun tuhaf bir ilişki yaşadığı bir adet yönetmen var. Bunları bir araya getirince yanına harabuciyi (dede), nunayı (abla), ne idiğü belirsiz emoya benzeyen gumiho avcısını ve okul arkadaşlarını da ekleyince ortada bu dizi çıkmış.


Peki nedir bu "gumiho"? Bilmeyenler için açıklayalım. Gumiho, Kore efsanelerinde geçen ve 9 tane kuyruğu olan bir tilki. İnsan formuna dönüşebiliyor fakat hayvan doğası aynı kalıyor. Efsaneye göre bir tilkiyi andırması ve hayatta kalması için insan kalbi yemesi gerekiyor. Erkekleri ayarttığı ve karaciğerlerini yediği de söylentiler arasında. Ama Uri Gumiho hiç öyle şey yapar mı? Kendisi oldukça insancıl, zaten amacı da insan olmak.


Bizim Mi Ho'nun bazı özellikleri:
- İnek etini çok sevmesi
- Özellikle boncuğu onda değilken sudan korkması
- Krem, diş macunu, duş jeli gibi ürünlerin tadını beğenmesi
- Hızlı koşması
- Havanın açık olduğu günlerde ağladığında yağmur yağması
- Hoi hoi yapmayı çok sevmesi
- Baloncuklu suya (soda) bayılması -et yedikten sonra mutlaka içer
- Gamzelerinin olması :)
- Üzüldüğünde, sinirlendiğinde tilkiye dönüşmeye başlaması
- Uçabilmesi (yerden yükselmek anlamında)
- Uzaktan bile kulaklarının iyi duyması
- Ay çıkınca kuyruklarının ortaya çıkması

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Müthiş di mi :) 9 kuyruğunda 9 marifet diye boşuna demedik. Bu özelliklere bir de şu tatlı surat eklenince ortaya cidden insan üstü bir varlık çıkıyor.

Herkes gibi ben de halayla yönetmene bayıldım. İnanılmaz komikler, özellikle yönetmenin tavırlar beni öldürüyor. Sırf onların olduğu sahneler birleştirilse feci bir komedi filmi ortaya çıkar :)


Diziyi gerçekten çok beğendim. İlk defa bir Kore dizisini erkek oyuncuya değil bayan oyuncuya hayran kalarak izliyorum :) Benim datlu kızımın "Woong'a" deyişine bak, yerim seni! Maşallah ya, Allah nazarlardan saklasın Shin Min Ah'mızı :)
Bunlar da ilginizi çekebilir: